Disleksi ile Zeka Karıştırılıyor mu? Mitler ve Gerçekler

Disleksi, çoğu zaman yanlış anlaşılan ve etrafında birçok efsane dolaşan bir öğrenme farklılığıdır. Bu efsanelerden en yaygını ise disleksi ile zeka arasındaki ilişkinin yanlış yorumlanmasıdır. Oysa disleksi bir zeka problemi değildir; hatta birçok disleksili birey ortalamanın üzerinde bir zihinsel kapasiteye sahiptir.
Toplumda hâlâ “okuyamıyorsa zekası düşüktür” yanılgısı oldukça yaygındır. Bu, hem çocukların eğitim hayatını olumsuz etkiler hem de özgüvenlerini zedeler. Disleksi, beynin bilgiyi işleme biçiminde farklılık olmasıdır. Bu farklılık özellikle okuma, yazma ve heceleme gibi alanlarda belirgin hale gelir.
Disleksili bireyler çoğu zaman sözel ifade, problem çözme, yaratıcı düşünme gibi alanlarda güçlü performans gösterebilir. Ancak bu güçlü yönler, zayıf akademik performansın gölgesinde kalabilir. İşte bu noktada doğru tanılama ve bilinçli yaklaşım büyük önem taşır.
Ailelerin, öğretmenlerin ve toplumun disleksi hakkındaki mitleri değil, bilimsel gerçekleri esas alması gerekir. Disleksi; erken fark edildiğinde, uygun yöntemlerle desteklendiğinde bireyin hayatını zorlaştıran bir engel olmaktan çıkabilir.
Unutulmamalıdır ki disleksi bir eksiklik değil, farklı bir öğrenme yoludur. Bu farkı anlayan sistemler, her çocuğun potansiyelini ortaya çıkarabilir.
Ferhan Hulusi Şahin
Özel Eğitim Öğretmeni





